MAKERUP PROGRAMINI YAKINDAN GÖRMEK ÜZERE GAZİANTEP’TEYİM

21 Şubat Çarşamba,

UNICEF’in hayata geçirdiği, Sanko Holding’in çimento ve beton sektöründe faaliyet gösteren şirketi Çimko’nun desteklediği MakerUp Programı’nın lansmanı için Gaziantep’e doğru yola çıkıyoruz. Programın amacı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde robotik, kodlama, 3D modelleme ve IoT gibi alanlarda sunulan eğitimlerle 7-14 yaş arası çocuklara teknolojik yetkinlik kazandırmak.

++++

Süt rengi bir beyazlık… José Saramago o meşhur kitabında böyle tarif ederdi körlüğü. Şimdi uçakta, ucu bucağı olmayan yoğun bir bulutun içerisinde seyreden yaklaşık iki saatlik yolculuğum boyunca o körlüğü yaşıyor gibiydim. Ancak inişe geçerken kurtuluyorum bu histen. Alçaldıkça içinden geçtiğimiz bulutların yoğunluğu azalıyor ve altımızda karlı tepelerin sunduğu kristal bir manzara kademe kademe belirginleşiyor.

Kayalık dağlar, tepelerinde bembeyaz kardan tacıyla,  fantastik romanlarında okuduğumuz şerefli krallar gibi mağrur karşılıyor bizi… Ve sonra akşam karanlığında parlayan şehrin ışıkları…  Gaziantep’teyim…

++++

Güneykent’ten geçip belediyenin hayvanat bahçesini geride bıraktık ve otele ulaştık. Bir saat kadar burada dinlendikten sonra ilk durağımız akşam yemeği için Hışvahan oluyor.

Kentin ticaret ve konaklama geçmişinde önemli bir yere sahip olan hanın tarihi 500 yıl öncesine dayanıyor. Osmanlı döneminde inşa edilmiş. Yüzyıllar boyunca tüccarların, seyyahların ve kervanların uğrak noktası olmuş ama zamanla işlevini yitirmiş, kapsamlı bir restorasyon sürecinden sonra otele dönüştürülmüş. Özgün yapı çok iyi korunmuş. Taş duvarlarda, kemerli geçitlerde ve avluda hâlâ geçmişin izlerini sürmek mümkün.

+++++

22 Şubat Perşembe,

İkinci gün, Gaziantep Gençlik Merkezi’nde başlıyor. Burada önce Çimko CEO’su Dr. Önder Kırca, UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi ve Türkiye Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Ekşi’den işbirliğinin ardındaki hikâyeyi ve bölge için taşıdığı anlamı dinliyoruz. Sonrasında genç yeteneklerle tanışacağız.

+++++

Çimko CEO’su Dr. Önder Kırca çocuklarla birlikte

HER YIL 5 BİN ÇOCUĞA ULAŞILMASI HEDEFLENİYOR

Ekşi’nin deyişiyle, ayrımcılığın olmadığı, geliştirici, değiştirici bir ortam var bu teknoloji merkezlerinde. Burası, insan düşüncesinin özgürleştiği ve karşılıklı iletişimle, sinerjiyle, daha olumlu çabalara, daha büyük buluşlara yol alınabilecek bir yer. Unicef ve Türkiye Kalkınma Vakfı işbirliğiyle temelleri atılan proje, -hem Aziz Ekşi’nin hem de Paolo Marchi’nin söylediği üzere- Çimko’nun dahil olmasıyla yepyeni bir boyut kazanmış. Sadece finansal olarak değil. Farklı kaynakların ve uzmanlıkların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan projelerin çocukların hayatında bıraktığı olumlu etkiyi de artırıyor.

“Böyle bir sürecin parçası olduğumuz için gurur duyuyoruz” diyor Önder Kırca. 11 ilimizde yaklaşık 20 milyona yakın insanımızın etkilendiği 6 Şubat 2023 depremlerinin travmasını yaşayan bir bölgede bu projenin hayata geçirilmesinin ayrı bir değer taşıdığını söylüyor.

Bu dönemde konteyner kentler oluşturarak gerek kadınlar için ahşap boyama ve dikiş atölyeleri oluşturarak gerekse çocuklarımızın psikososyal gelişimlerini destekleyecek etkinlikler yaparak yaraları sarmak için bir seferberlik örneği göstermiş marka. O dönemde tam 4 bin çocuğa ulaşmış.

Şimdi de MakerUp programıyla, çocukların teknolojiyi üreten bireyler olarak gelişmelerini desteklemek üzere robotik uygulamalar, kodlama egzersizleri, 3D modelleme ve IoT alanlarında eğitimler sunulmasına katkı sağlıyor. Üç yıl sürmesi planlanan program ile her yıl 5 bin çocuğa ulaşılması hedefleniyor.

Öğrendiğime göre, Gaziantep Gençlik Merkezi’nin yanı sıra Adıyaman Dr. Şerif Ayaz Kültür ve Eğitim Merkezi içinde de tamamen donanımlı Maker sınıfları kurulmuş durumda. Bilgisayarlar, kodlama kitleri, sensörler, motor setleri, lego eğitim materyalleri ve 3D yazıcılardan oluşan altyapı, çocuklara sistemli ve güvenli bir öğrenme ortamı sağlıyor. Daha da güzeli, program şehir merkezleriyle sınırlı kalmayarak Gezici Maker Aracı ile Gaziantep başta olmak üzere Adıyaman, Kahramanmaraş, Kilis, Şanlıurfa ve Mardin gibi kırsal bölgelere de ulaşıyormuş. Bu model, teknolojiye erişimi sınırlı olan çocuklara fırsat eşitliği sağlayarak bölgedeki çocukların dijital gelişimleri önündeki engelleri azaltmayı hedefliyor.

++++

Meryem ile birlikte 3D tasarım yaparken…

Ve çocuklarla bir araya geldim. Açık konuşmam gerekirse küçücük yaşlarından beklemediğim bir bilgiye ve iletişim yeteneğine sahip olduklarını gördüm. Hepsi zehir gibiler!

Birkaçıyla konuşma fırsatı da yakaladım: Zahter, Egemen Ali Kemal, Meryem ve Elif Beyza…

Zahter ve Egemen’in Lego Spike kullanarak geliştirdiği düzenekler, basit bir oyuncaktan dahi bilim yapılabileceğini gösteren birer yaratıcılık örneği sergiliyor. Bu düzenekler geridönüşüme hizmet ediyormuş anlattıklarına göre.

Zehra’nın geliştirdiği düzenek bir renk sensörüyle ilgili bölmeye konulan Lego’nun rengini algılayıp bunu düzeneğin beynine iletiyor. Ardından hareketli bir kol, bu tuğlayı düzenek üzerinde rengine göre bulunması gereken yerlere taşıyor.

Egemen ise belediye işçilerinin daha kolay çöp toplaması için bir robot kol icat etmiş. Bu robot kol bir basınç sensörüyle çalışıyor. Basınç sensörü işaret parmağının uyguladığı basıncı beyne iletiyor. Beyne iletilen sinyaller motoru çalıştırıyor. En uç kısımdaki kıskaçları çalıştırarak bir elin parmakları gibi cisimleri kavrıyor.

Ali Kemal ve Meryem ise hayal ettiklerini 3 boyutlu tasarımlara dönüştürmek üzere geliştirdikleri sistemleri anlatıyor. Ali Kemal, 3D tasarım kod yazma ve modelleme aracı Tinkercad’i kullanarak hayalindeki Kurbağalar Ormanı’nı dijital bir ortamda yaratmış mesela ve bunu 3D yazıcılarla gerçek dünyaya taşıyabilir.

Meryem ise hayalinden tasarladığı gözlükleri, çeşitli yüzükleri ve kelebek figürlerini özel bir kalem aracılığıyla taşımış fiziksel dünyaya. Bu kalemin gövdesine filament denilen bir madde takılıyor. Kalem uygun bir sıcaklığa geldiğinde filamenti eritip onu bir mürekkebe dönüştürüyor diyebiliriz. Kalemin ucuna yakın bir düğmesi var ve buraya sadece bastığımızda mürekkep akıtıyor. Meryem ile birlikte bu kalemle bir çiçek çizmeye çalıştım. İtiraf etmeliyim ki asla anlatıldığı kadar kolay bir şey değil bunu yapmak. 

Ve Elif Beyza… Yaklaşık 6 aydır bu atölyede, özellikle Scratch, Arduino, Tinkercad gibi uygulamalar üzerinde eğitim aldıklarını söylüyor. Tinkercad üzerinden yaptığı devre elemanlarını fiziksel hayatta deneyime dönüştüren sistemini anlatıyor. Bu görme engelliler için bir akıllı yaya geçidi sistemiymiş. Geliştirdiği bu sistemde yayalara ışık yandığında sesli bir uyarı veriliyor. Işık kırmızıya dönmeye yakınken ses değişerek yayayı beklemeye veya yol ortasındaysa hızlanması konusunda uyarı veriyor. Işık kırmızıya döndüğünde ise lütfen bekleyin uyarısı yapılıyor. “Özellikle bu sesi seçtik çünkü ulusal düzeyde bilinen bir ses ve herkes tarafından anlaşılabilmesini kolaylaştırıyor” diyor Elif Beyza.

Elif Beyza ve görme engelliler için bir akıllı yaya geçidi sistemi

Gaziantep’ten ayrılırken aklımda ne teknik terimler kalıyor ne de rakamlar. Çocukların gözlerinde gördüğüm o tanıdık parıltı var sadece… Merak. Öğrenme isteği. Topluma bir fayda sağlamak için daha iyisini yapma şevki…  MakerUp asıl gücünü tam buradan alıyor bence. Çocuklar burada düşünmeyi, denemeyi, hata yapmaktan korkmamayı ve çözüm üretmeyi öğreniyorlar. İnanıyorum ki burada yetişen çocuklar nerede olurlarsa olsunlar, yarının dünyasını değiştirecek çok sağlam adımlar atacaklar.  Yine yoğun bulutlu, sert rüzgârların estiği bir gökyüzünde İstanbul’a dönüş yolundayım. Ama bu sefer, yolun başında hissettiğim körlük hissi yok… İçimde umudun çiçekleri filiz veriyor.   

Yorum bırakın

Elif Bilgiç

elifbilgiciletisim@gmail.com

Sevgili okurlarım, sayfama hoş geldiniz.

Burası basın gezilerinde tuttuğum seyahat günlüklerinin, markalar dünyasına yönelik gözlemlerimin ve muhabir olarak görev yaptığım yayınlar için hazırladığım dosya çalışmalarının bir araya geldiği kişisel arşivim.

Amacım yol boyunca biriken izlenimlerimi, sahadan aktardığım detayları ve dosya incelemelerimi sizlerle paylaşarak keşif yolculuğuma sizleri de ortak etmek.

Yol arkadaşlığımızın bir ömür sürmesi dileğiyle…